Montessori sınıfındaki matematik materyalleri Maria Montessori’nin zarif dehasını kanıtlar gibidir. Materyaller sade ve rahatça anlaşılabilecek şekildedir. Çocuk matematiği zor olduğu ön yargısıyla değil, bir çeşit oyun, zevkli bir iş olarak öğrenir. İlk deneyimleri zevkli olan çocuk için artık matematikten korkması için bir neden yoktur. Çocuk zaten ilk seferinde başarıyı tattığı için bundan sonraki adımlarında da yapabileceğini bilir.
Matematik materyalleri çocuklara her zaman için çekici gelmiştir. Bunun nedeni çocuğun matematiği öğrenirken denetleyebildiği işlemler sırasında, kendinde başarıya dayalı bir güven duymasıdır.
Matematik tamamıyla soyut bir bilgi türüdür. Bu soyutluğu somut hale getirerek çocuğun eline verebilmek de büyük bir dehanın eseridir. Önemli olan çocuğun yaptığı işlemin doğruluğu değil, matematiğin mekanizmasının ve matematiksel kavramların öğrenilmesidir. Üstelik Montessori materyallerinde hata kontrolü özelliği olduğu için yanlış bir sonuç kendini hemen belli edecektir. Çocuğun bu dönemde matematikle ilgili aldığı olumlu deneyimler, tüm hayatı boyunca başarabilirim tutumunu taşımasını sağlayacaktır.
Matematik materyalleri, sayılar, matematiksel olguları ve matematik işlemlerini anlatan araçlardan oluşur. Her bir materyal birbirini takip eder ve bir materyal bir sonrakinin temelini oluşturur. Matematiği yaşayarak öğrenmek matematiksel kavramları elinde tutabilmekle mümkündür. Çocuk iki yaşından itibaren matematikle tanışmaya başlar, altı yaşındaki çocuk artık somuttan soyut işlemlere doğru gelişme gösterir. Çocuklar altı yaşında dört basamaklı sayılarla dört işlem yapabilirler, iki ya da üç işlemli soru çözerler ve temel geometrik kavramları öğrenmişlerdir. Üstelik çocuklarda bu materyallerle çalışırken matematiğe karşı ön yargı ve olumsuz bir algı oluşmamıştır.
Montessori eğitiminde matematik alanında çocuklar sayıları ve bu sayıların ne ifade ettiğini, 1 – 9000 e kadar olan sayıların okunuşu ve yazılışını, dört işlemi, kesir kavramını, ve giriş düzeyinde geometrik kavramları öğrenirler.
Maria Montessori, bir çocuğa başlangıçtan itibaren anlaşılır bir şekilde öğretilirse her çocuğun matematik öğrenebileceğini kabul eder. O güne kadar çalışılan günlük yaşam becerileri ve duyu materyalleri matematiğe bir zemin hazırlamıştır. Çocuk altın boncuklarla, birlik boncuğun bir nokta, onluk boncuğun bir çizgi, yüzlük boncuğun bir düzlem ve binlik boncuğun bir küp yani bir hacim oluşturduğunu görür, dokunur ve öğrenir. Sonra bunlarla banka oyunu oynarken toplamayı, çıkarmayı, çarpmayı, bölmeyi öğrenir ama ezberlemez. Seguin tablasıyla 14’ün aslında bir 10 ve bir 4 den oluştuğunu gözüyle görür, dokunur ve bunu kendi yapar. İşte bu çocuklar eğitim yaşamlarının daha sonraki kısmında matematikle adeta oynarlar. Herkesin korkuyla yaklaştığı matematik dersi, bu çocuklar için sırrı çözülmüş yaşamın bir parçasıdır.